Anasayfa
 
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)
Kuran-ı Kerim Tefsiri
Görsel Eserler Kitapları Hayatı
 

(6) EN'ÂM Suresi

Âyet - 154

ثُمَّ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ تَمَامًا عَلَى الَّذِيَ أَحْسَنَ وَتَفْصِيلاً لِّكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَّعَلَّهُم بِلِقَاء رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ
Summe âteynâ mûsel kitâbe tamâmen alâllezî ahsene ve tafsîlen li kulli şey’in ve huden ve rahmeten leallehum bi likâi rabbihim yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Musa (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (îmân ederler).
İMAM İSKENDER ALİ MİHR
 
1.summe: sonra
2.âteynâ: biz verdik
3.mûsa: Musa (A.S)
4.el kitâbe: kitap
5.tamâmen: tamamlayıcı olarak
6.alâ ellezî: ona
7.ahsene: ahsen olan
8.ve tafsîlen: ve ayrı ayrı açıklayan
9.li kulli şey'in: herşeyi
10.ve huden: hidayete erdiren
11.ve rahmeten: ve rahmet olan
12.lealle-hum: umulur ki böylece onlar
13.bi likâi: kavuşmaya, ulaşmaya
14.rabbi-him: Rab'leri
15.yu'minûne: inanırlar, îmân ederler
ÖNEMLİ AÇIKLAMA
 


Kur'an'daki hakikat kelime kelime bu şekilde olmasına rağmen bakalım diğer din adamları bu ayeti nasıl tercüme etmişler.
Abdulbaki Gölpınarlı: Sonra, Rablerine kavuşacaklarına inansınlar diye iyilik edenlere, nîmetimizi tamamlamak ve her şeyi ayırt edip açıklamak üzere doğru yolu gösteren ve rahmetten ibâret olan kitabı Mûsâ'ya vermiştik.
Abdullah Parlıyan: Ve sonra iyilik edenlere, nimetimi tamamlamak ve herşeyi açıklamak ve doğru yolu göstermek ve aynı zamanda rahmet olmak üzere, Musa'ya Tevrat'ı verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varıp, O'na kavuşacaklarına iman ederler.
Adem Uğur: Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya da Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler.
Ahmed Hulusi: Sonra, Musa'ya Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini, hüda (hidâyet) ve rahmet olarak, muhsin olanlar üzerine de (nimetimizi) tamamlamak ve her şeyi açıklamak için verdik. . . Ki böylece onlar, Rablerine kavuşacaklarına iman etsinler.
Ahmet Tekin: Bir de iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan mü’min idarecilere ve mü’minlere nimetimizi tamamlamak, her şeyi ayrıntılarıyla açıklamak için Mûsâ’ya kutsal kitabı, Allah’ın hidayet rehberi ile öğrettiği dini verdik ve rahmetimizi bağışladık. Umulur ki onlar diriltilerek Rablerinin huzurunda hesaba çekileceklerine, mükâfat ve cezaya iman ederler.
Ahmet Varol: Sonra iyilik yapana nimetimizi tamamlamak, her şeyi etraflıca açıklamak üzere ve bir hidayet rehberi ve rahmet olarak Musa'ya Kitab'ı verdik. Umulur ki, Rabblerine kavuşacaklarına inanırlar!
Ali Bulaç: Sonra biz Musa'ya, iyilik yapanların üzerinde (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki Rablerine kavuşacaklarına inanırlar.
Ali Fikri Yavuz: Sonra biz, Musa’ya güzel tatbikçiye karşı nimetlerimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, bir hidayet ve rahmet olmak üzere o Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Gerek ki onlar (İsrail Oğullar), Rablerine kavuşacaklarına iman ederler.
: Nitekim bir zaman da Musa’ya, Allah’ı görüyormuşçasına, en azından Allah’ın kendilerini gördüğünün şuuru içinde davrananlara hidayet nimetimizi tamamlamak ve (hakbâtıl, doğruyanlış adına) her şeyi ayrıntılarıyla bildirmek için, ayrıca bir hidayet rehberi ve bir rahmet olarak o Kitabı vermiştik ki, bir gün Rabbilerine kavuşacaklarına gerçekten iman etsinler.
Bayraktar Bayraklı: Sonra, güzel davrananlara nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, bir kılavuz ve rahmet olmak üzere Mûsâ'ya kitabı verdik ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanabilsinler.
Bekir Sadak: Sonra, iyilik isleyenlere nimeti tamamlamak, her seyi uzun uzadiya aciklamak, dogruyu gostermek ve rahmet olmak uzere Musa'ya Kitap'i verdik. Rablerine kavusacaklarina belki artik inanirlar. *
Celal Yıldırım: Sonra biz Musa'ya kitabı, onu güzel (uygulayana) tamamlamak, her şeyi uygun biçimde açıklamak ve doğru yolu göstermek, aynı zamanda rahmet olmak için verdik ; olur ki, (İsrail oğulları) Rablarına kavuşacaklarına inanırlar.
Cemal Külünkoğlu: Sonra iyilik edenlere yönelik nimetimiz tamama ersin, her şey ayrıntılı biçimde açıklansın, doğru yol kılavuzu ve rahmet olsun diye Musa'ya Tevrat'ı verdik. Olur ki Rablerinin huzuruna çıkacaklarına inanırlar.
Diyanet İşleri (eski): Sonra, iyilik işleyenlere nimeti tamamlamak, her şeyi uzun uzadıya açıklamak, doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitap'ı verdik. Rablerine kavuşacaklarına belki artık inanırlar.
Diyanet Vakfi: Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya da Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman ederler.
Edip Yüksel: Nitekim, en güzel biçimde tamamlanmış, her şeyin detaylı açıklaması, hidayet ve rahmet olarak Musa'ya Kitabı verdik ki Rab'leriyle kavuşmaya inansınlar.
Elmalılı Hamdi Yazır: Sonra biz Musâya o kitâbı verdik ki güzel tatbık edene tamamlamak, ve her şeyi tafsıl etmek ve bir hidayet, bir rahmet olmak için, gerektir ki onlar rablarının likasına iyman etsinler
Elmalılı (sadeleştirilmiş): Sonra Siz, Musa'ya, güzelce tatbik edene nimetlerimizi tamamlamak, herşeyi detaylı açıklamak, doğru yolu göstermek ve rahmet olmak üzere o kitabı verdik ki, Rablerine kavuşacaklarına inansınlar...
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Sonra iyilik edenlere (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi açıklamak ve doğru yola iletici ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitab'ı verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inansınlar.
Gültekin Onan: Sonra biz Musa'ya, iyilik yapanların üzerinde (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki rablerine kavuşacaklarına inanırlar.
: Sonra biz Musa’ya, iyi davrananlara nimetimitamamlamak ve her şeyi ayrı ayrı açıklamak üzere bir hidayet ve rahmet olan Kitabı verdik. Umulur ki Rablerine kavuşacaklarına iman ederler.
Hasan Basri Çantay: Yine biz Musâya — (hükümlerini) iyi tatbıyk edenlere karşı (ni'metimizi) tamamlamak, (dînde ihtiyâç haasıl olan) her şey'i (içinde) ayrı ayrı açıklamak ve bir hidâyet, bir rahmet olmak üzere — o kitabı (Tevrâtı) verdik. Tâki onlar (İsrail oğulları) Rablerine kavuşacaklarına îman etsinler.
Hayrat Neşriyat: Sonra iyilik edenlere (olan ni'metimizi) tamamlamak, herşeyi iyice açıklamak, bir hidâyet ve bir rahmet olmak üzere Mûsâ’ya Kitâb’ı (Tevrât’ı) verdik; tâ ki (İsrâiloğulları)Rablerine kavuşacaklarına îmân etsinler.
İbni Kesir: Sonra Biz, Musa'ya bir bütün halinde, her şeyi apaçık göstermek, hidayet ve rahmet olmak üzere o kitabı verdik. Belki Rabblarına kavuşacaklarına artık inanırlar.
Kadri Çelik: Sonra, iyilik işleyenlere nimeti tamamlamak, her şeyi uzun uzadıya açıklamak, hidayet ve rahmet olmak üzere Musa'ya kitabı verdik. Umulur ki Rablerine kavuşacaklarına inanırlar.
Muhammed Esed: Ve bir kez daha: İyilik yapmada sebat edenlere (nimetlerinizin) devamı olarak, Musaya, her şeyi tafsilatıyla bildiren ve (böylece insanları) rahmet ve hidayet(e erdiren) bu ilahi kelamı bağışladık ki, Rableri ile (nihai) buluşmaya inansınlar.
: (Bilinen sürecin) ardından, iyilikte sebat edenlere nimetimizi tamamlamak, (gereken) her şeyi iyice açıklamak ve bir yol haritası ve bir rahmet olmak üzere Musa'ya ilahi kelamı bağışladık ki, (en sonunda) Rableriyle buluşacaklarına inansınlar!
Ömer Nasuhi Bilmen: Sonra Biz Mûsa'ya, ahkâmına güzelce riâyet edene, kitabı tamam bir veçh üzere ve herşeyi mufassalan bildirmek ve bir hidâyet ve rahmet olmak için verdik. Tâ ki Rablerinin huzuruna varacaklarına imân etsinler.
Ömer Öngüt: Sonra iyilik edenlere nimetimizin tamamlanması ve her şeyi geniş bir şekilde açıklanması için, hidayet ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitab'ı verdik. Umulur ki Rablerine kavuşacaklarına iman ederler.
Şaban Piriş: Yine, Musa’ya da, iyi uygulayanlara (nimetlerimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir rehber, rahmet olmak üzere o kitabı -Tevrat’ı- verdik ki Rab’lerine kavuşacaklarına inansınlar.
: Musa’ya kitab’ı verdik; iyilik edenlere (nimetlerimizi) tamamlamak için, herşeyi açıklayıcı, doğru yola iletici ve rahmet olarak! Umulur ki onlar, Rableriyle karşılaşacaklarına inanırlar.
Fizilal-il Kuran: Sonra iyilik edenlere yönelik nimetimiz tamama ersin, her şey ayrıntılı biçimde açıklansın, doğru yol kılavuzu ve rahmet olsun diye Musa'ya tevratı verdik. Ola ki, Rabblerinin huzuruna çıkacaklarına inanırlar.
Suat Yıldırım: Yine Biz, iyi hareket edenlere nimetimizi tamamlamak ve her şeyi iyice açıklamak, bir hidâyet ve rehber olmak üzere Mûsâ’ya kitabı verdik ki Rab’lerine kavuşacaklarına iman etsinler.
Süleyman Ateş: Sonra iyilik edenlere (ni'metimizi) tamamlamak, her şeyi açıklamak ve yola iletici ve rahmet olmak üzere Mûsâ'ya Kitabı verdik ki, Rablerinin huzûruna varacaklarına inansınlar.
Tefhim-ul Kuran: Sonra biz Musa'ya, iyilik yapanların üzerinde (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olarak Kitabı verdik. Umulur ki Rablerine kavuşacaklarına inanırlar.
Ümit Şimşek: Biz Musa'ya da, iyi davranışta bulunanlar üzerindeki nimetimizi tamamlamak ve herşeyi iyice açıklamak üzere, bir hidayet rehberi ve bir rahmet olarak kitabı verdik-tâ ki, Rablerine kavuşacaklarına iman etsinler.
Yaşar Nuri Öztürk: Sonra, güzel davrananlara nimetimizi tamamlamak, her şeyi ayrıntılı kılmak, bir kılavuz ve rahmet olmak üzere Mûsa'ya o Kitap'ı verdik ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanabilsinler.
Abdullah Aydın: Sonra biz Musa'ya, hükünlerini iyi tatbik edenlere karşı nimetlerimizi tamamlamak, her şeyi ayrı ayrı açıklamak ve bir hidayet, bir rahmet olmak üzere Tevrat'ı verdik. Artık (İsrailoğulları) Rablerine kavuşacaklarına belki inanırlar.
Ahmet Davudoğlu: Sonra biz Musa'ya yaptığı güzel işe karşılık nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, bir hidayet ve rahmet olmak üzere kitabı (Tevrat'ı) verdik, umulur ki israiloğulları, Rablerine kavuşacaklarına îmân ederler.
Ali Arslan: Sonra iyilik edenlere nimetimizin tamamlanması ve herşeyin ayrı ayrı açıklanması için hidayet ve rahmet olmak üzere Musa'ya kitabı verdik. Belki onlar Rablerine kavuşacaklarına îmân ederler.
Arif Pamuk: Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla, Musa'ya da Tevrat'ı verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inanırlar.
Ayntabî Mehmet Efendi: Yine Biz --hükümlerimi güzel tatbik edenlere, nimetimizi tamamlamak, dinde muhtaç oldukları herşeyi tafsil etmek ve bir hidayet ve rahmet olmak üzere-- Musa'ya Kitab verdik, tâ ki İsrailoğulları Rablerine (ba'se, sevaba ve ikaaba) kavuşacaklarına îmân etsinler.
Bahaeddin Sağlam: Hidayet ve rahmet olarak Musa'ya kitabı verdik. Ki, insanlar Rabbleriyle karşılaşacaklarına inansınlar.
Diyanet Vakfı (1993): Sonra iyilik edenlere ni'metmizi tamamlamak, herşeyi açıklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya da Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Umulur ki, Rabblerinin huzuruna varacaklarına îmân ederler.
Hasan Tahsin Feyizli: Doğru yola iletici ve rahmet olmak üzere Musa'ya kitabı verdik ki, onlar (yani İsrailoğulları) Rabblerine kavuşacaklarına inansınlar diye.
Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay: Doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya kitap verdik. Rabblerine kavuşacaklarına belki artık inanırlar.
Hüseyin Kaleli: “Sonra Onlar, Rabblerine kavuşmaya îman ederler ümidiyle iyilik edene (nimeti) tamamlamak, her şeyi de tafsil etmek ve hidâyet, hem de rahmet olmak üzere Mûsâ’ya kitabı verdik.”
İsmail Mutlu, Şaban Döğen: Sonra biz Musa'ya hükümlerine güzelce uyanlar uzerindeki nimetimizi tamamlayıp herşeyi açıkca bildirmek üzere, bir hidayet ve rahmet olarak Tevrat'ı verdik, ta ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler.
Mustafa İslamoğlu: Sonra biz Musa'ya hükümlerine güzelce uyanlar uzerindeki nimetimizi tamamlayıp herşeyi açıkca bildirmek üzere, bir hidayet ve rahmet olarak Tevrat'ı verdik, ta ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler.
Nedim Yılmaz: Sonra güzel amel edene (nimet ve ikramı) tamamlamak, herşeyi açıklamak ve bir hidayet ve rahmet olmak üzere Musa’ya da Kitab’ı verdik ki, Rab’larının huzuruna varacaklarına inansınlar.
Ömer Rıza Doğrul: Gene Biz iyi işler işleyenlere (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi apaçık göstermek, hidayet ve rahmet olmak üzere Musa’ya Kitap verdik ki Rablerine kavuşacaklarına inansınlar.
Talat Koçyiğit: Sonra (tatbikini) iyi yapanlara (nimetimizi) tamamlamak ve herşeyi açıklamak, aynı zamanda hidayet ve rahmet olmak üzere Musa'ya kitabı verdik ki, Rablerine kavuşacaklarına îmân etsinler.
Ziya Kazıcı, Necip Taylan: Hidayet ve rahmet olmak üzere Musa'ya kitap verdik. Belki onlar Rabblerine kavuşacaklarına îmân ederler.
Bir Heyet: Hidayet etmek ve rahmet etmek maksadıyla Musa'ya kitabı verdik. Umulur ki, Rabblerinin huzuruna varacaklarına îmân ederler.
EN'ÂM SURESİ 154. AYET AÇIKLAMASI

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahû Tealâ, burada Kur'ân-ı Kerim için ne diyorsa Tevrat için de aynı şeyi söylüyor. Hz. Musa devrinde de, ahsen takvanın, bihakkın takvanın sahipleri vardı. Ve ahsen olanları, bihakkın takvaya, son hedefe ulaştıracak olan bütün tamamlamaları Hz. Musa'ya vermiştir.

Allahû Tealâ hep aynı şeyleri emreder, aynı şeyleri yaptırır. Hz. Musa zamanında da ona tâbî olanlar ahsene ulaşmışlardır. Ahsenin son noktasında ise bihakkın takvanın sahibi olmak söz konusudur. Böylece şunu görüyoruz; Kur'ân-ı Kerim nasıl hidayete erdiren, Allah'ın rahmet göndermesine sebebiyet veren bir Kitap'sa, Tevrat için de Allahû Tealâ aynı şeyi söylemektedir.

Başka başka dînler insanlar tarafından kabul edildiği için asırlardan beri (bir kısmı için binlerce yıldan beri) dînler birbirinden ayrı hüviyetler kazanmışlardır. Sanki Allahû Tealâ, Hz. Musa'ya bir şey söylemiş, Hz. İsa'ya başka bir şeyler söylemiş, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e başka bir şeyler söylemiş, herbirine ayrı ayrı şeriatler vermiş ve hepsi kendi şeriat dizaynları içerisinde değişik dînleri yaşamışlar gibi bir inanış oluşmuştur. Artık dînlerin birleştirilmesi zamanı gelmiştir.

Bu âyet aslında Hz. Musa'ya, Allahû Tealâ'nın indirdiği şeylerin Kur'ân-ı Kerim'dekilerin aynı olduğunu kesin bir lisanla ispat etmektedir. Kur'ân-ı Kerim, bir hidayet rehberidir, bir rahmet göndericidir. Kur'ân-ı Kerim; ahsen olanları bihakkın takva noktasına ulaştıran Allah'ın Muhteşem, Mukaddes Kitab'ıdır. Ve Allahû Tealâ Tevrat'ta da aynı şeylerin var olduğunu söylüyor. Gerek museviler için, gerek hristiyanlar için Allah'ın söylediği şey: “Eğer onlar kendi kitaplarına, Allah'ın indirdiği standartlarda tâbî oluyorlarsa, hepsi Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sahâbenin yaşadığı hayatı yaşadılar.”

İşte bugün ne yazık ki bütün dînlerin içinde inananların %90'dan fazlası kendi dînlerinin değişen standartları içinde Allah'ın indirdiği temel ilkeleri unutmuşlardır. Artık ruhun hidayeti, vechin hidayeti, nefsin hidayeti diye bir şey Hristiyanlıkta da, Musevîlikte de, İslâm'da da kalmamıştır. İnsanların %90'dan fazlası Allah'ın yegâne dînini, Allah'a teslim olma standartlarını yaşamıyorlar. Öyleyse şunu görüyoruz, insanları mutluluğa, daha çok mutluluğa, daha çok mutluluğa ulaştırmak için Allahû Tealâ'nın indinde, en güzel standartlarda bir dizayn kurulmuş ve insanlar unutmuşlardır.

İşte bugün bu asıllardan hareketle, aslında bütün peygamberlere Allahû Tealâ'nın aynı şeyi, aynı hedefleri öğütleyen, hedef gösteren, aynı şeyleri öğrettiğini, her devirde ahsen olanların bulunduğunu, bu âyet ispat etmektedir. Bu âyet-i kerime, Kur'ân-ı Kerim'in dînlerin birleştirilmesi açısından en önemli âyetlerinden bir tanesidir.

İlgili linkler

  • "EN'ÂM suresi, 154. ayeti" tefsiri (www.kurantefsiri.com)
  • "EN'ÂM suresi, 154. ayeti" için 30 farklı Türkçe mealleri kıyasla
  • Hidayet ayetleri: 1/FÂTİHA-6, 2/BAKARA-18, 2/BAKARA-27, 2/BAKARA-46, 2/BAKARA-120, 2/BAKARA-156, 2/BAKARA-157, 2/BAKARA-213, 3/ÂLİ İMRÂN-20, 3/ÂLİ İMRÂN-73, 3/ÂLİ İMRÂN-101, 4/NİSÂ-58, 4/NİSÂ-175, 5/MÂİDE-16, 5/MÂİDE-35, 6/EN'ÂM-36, 6/EN'ÂM-87, 6/EN'ÂM-88, 6/EN'ÂM-154, 7/A'RÂF-40, 7/A'RÂF-181, 10/YÛNUS-7, 10/YÛNUS-25, 10/YÛNUS-26, 10/YÛNUS-35, 11/HÛD-29, 12/YÛSUF-108, 13/RA'D-21, 13/RA'D-22, 13/RA'D-25, 13/RA'D-27, 13/RA'D-36, 16/NAHL-9, 16/NAHL-121, 17/İSRÂ-15, 18/KEHF-17, 18/KEHF-110, 20/TÂHÂ-75, 20/TÂHÂ-82, 22/HACC-24, 23/MU'MİNÛN-60, 24/NÛR-42, 25/FURKÂN-57, 25/FURKÂN-71, 26/ŞUARÂ-78, 28/KASAS-56, 29/ANKEBÛT-5, 29/ANKEBÛT-23, 29/ANKEBÛT-26, 29/ANKEBÛT-69, 30/RÛM-8, 30/RÛM-31, 31/LOKMÂN-15, 32/SECDE-13, 32/SECDE-24, 33/AHZÂB-21, 34/SEBE-6, 35/FÂTIR-18, 38/SÂD-44, 39/ZUMER-17, 39/ZUMER-18, 39/ZUMER-23, 39/ZUMER-54, 40/MU'MİN-13, 40/MU'MİN-38, 40/MU'MİN-66, 41/FUSSİLET-33, 41/FUSSİLET-54, 42/ŞÛRÂ-13, 42/ŞÛRÂ-47, 43/ZUHRÛF-14, 47/MUHAMMED-5, 50/KAF-8, 51/ZÂRİYÂT-50, 70/MEÂRİC-32,