Anasayfa
 
ABESE (080)
ÂDİYÂT (100)
AHKÂF (046)
AHZÂB (033)
A'LÂ (087)
ALAK (096)
ÂLİ İMRÂN (003)
ANKEBÛT (029)
A'RÂF (007)
ASR (103)
BAKARA (002)
BELED (090)
BEYYİNE (098)
BURÛC (085)
CÂSİYE (045)
CİNN (072)
CUMA (062)
DUHÂ (093)
DUHÂN (044)
EN'ÂM (006)
ENBİYÂ (021)
ENFÂL (008)
FÂTIR (035)
FÂTİHA (001)
FECR (089)
FELAK (113)
FETİH (048)
FÎL (105)
FURKÂN (025)
FUSSİLET (041)
GÂŞİYE (088)
HACC (022)
HADÎD (057)
HÂKKA (069)
HAŞR (059)
HİCR (015)
HUCURÂT (049)
HÛD (011)
HUMEZE (104)
İBRÂHÎM (014)
İHLÂS (112)
İNFİTÂR (082)
İNSÂN (DEHR) (076)
İNŞİKAK (084)
İNŞİRÂH (ŞERH) (094)
İSRÂ (017)
KADR (KADİR) (097)
KAF (050)
KÂFİRÛN (109)
KALEM (068)
KAMER (054)
KÂRİA (101)
KASAS (028)
KEHF (018)
KEVSER (108)
KIYÂME (075)
KUREYŞ (106)
LEYL (092)
LOKMÂN (031)
MÂİDE (005)
MÂÛN (107)
MEÂRİC (070)
MERYEM (019)
MUCÂDELE (058)
MUDDESSİR (074)
MUHAMMED (047)
MULK (067)
MU'MİN (040)
MU'MİNÛN (023)
MUMTEHİNE (060)
MUNÂFİKÛN (063)
MURSELÂT (077)
MUTAFFİFÎN (083)
MUZZEMMİL (073)
NAHL (016)
NÂS (114)
NASR (110)
NÂZİÂT (079)
NEBE (078)
NECM (053)
NEML (027)
NİSÂ (004)
NÛH (071)
NÛR (024)
RA'D (013)
RAHMÂN (055)
RÛM (030)
SÂD (038)
SAFF (061)
SÂFFÂT (037)
SEBE (034)
SECDE (032)
ŞEMS (091)
ŞUARÂ (026)
ŞÛRÂ (042)
TÂHÂ (020)
TAHRÎM (066)
TALÂK (065)
TÂRIK (086)
TEBBET (MESED) (111)
TEGÂBUN (064)
TEKÂSUR (102)
TEKVÎR (081)
TEVBE (009)
TÎN (095)
TÛR (052)
VÂKIA (056)
YÂSÎN (036)
YÛNUS (010)
YÛSUF (012)
ZÂRİYÂT (051)
ZİLZÂL (099)
ZUHRÛF (043)
ZUMER (039)
Kuran-ı Kerim Tefsiri
Görsel Eserler Kitapları Hayatı
Allah'ın Kanunları, Yedili Sistem Üzerine Bina Edilmiştir.,
Ana sayfa » Görsel Eserler » Sohbetler » Allah'ın Kanunları, Yedili Sistem Üzerine Bina Edilmiştir.,
Allah'ın Kanunları, Yedili Sistem Üzerine Bina Edilmiştir., , 13.03.2008
İnsanın Manevî Tekâmülü 7 Safhada Gerçekleşir.

Sevgili kardeşlerim, can dostlarım, gönül dostlarım! Sizlere dîn açısından en önemli iki kavramın, asırlardan beri toplumun büyük kısmı tarafından unutulan "zikir" ve "Allah'a ulaşmayı dilemek" olduğunu söylemek istiyoruz.

Diyorlar ki: “İslâm’ın 5 şartı var. Tamam, ama bu 5 şart kimseyi cehennemden kurtarmıyor. Mutlaka 6. şartı eklemek mecburiyetindeyiz. 6. şart; zikir. Peki bir 7. şart da var mı? 7. şart da var; Allah’a mülâki olmayı dilemek.

Allahû Tealâ bütün sistemleri Kur’ân-ı Kerim’de 7’li olarak kurmuş. 7 tane gök katına mukabil 7 tane yer katı var. Allahû Tealâ bir insanın manevî tekâmülünü 7 safhaya ayırmış: 

  1. Allah’a ulaşmayı dilemek,
  2. Mürşide tâbiiyet,
  3. Ruhu Allah’a ulaştırmak,
  4. Fizik vücudu Allah’a teslim etmek,
  5. Nefsi Allah’a teslim etmek, 
  6. Muhlis olmak, 
  7. İradeyi de Allah’a teslim ederek, Allahû Tealâ tarafından irşada memur ve mezun kılınmak.

    7 tane safha...

Gök katları 7 katman hüviyetinde yaratılmış, yer katları 7 katman halinde yaratılmış.

7 rakamı her tarafı kuşatmış vaziyette. İşte böyle bir muhteva içerisinde, zikirle alâkalı olan statüye baktığımız zaman 7 ayrı yerde zikrin yapılması lâzımgeldiğini görüyoruz. Aşağıdan yukarıya doğru:

  1. Fenâ makamı,
  2. Beka makamı,
  3. Zühd makamı,
  4. Muhsinler makamı,
  5. Ulûl’elbab makamı,
  6. İhlâs makamı,
  7. Salâh makamı.

7 tane makam, insan vücudunda da bulunmaktadır.  

  1. Kalp
  2. Ruh 
  3. Sır
  4. Hafi
  5. Ahva 
  6. Letaif-i nefs
  7. Letaif-i ruh

Kur'ân-ı Kerim'de 7’li sistem bütün boyutlarda yerini almış. İşte konumuz zikir ve zikir için de vücudumuzda 7 tane ayrı merkez vardır. 

  1. Sol göğsün altı; burası zikrin başlangıç noktasıdır, 1. gök katını ifade eder. 
  2. Sağ göğsün altı; 2. gök katını ifade eder. Zikrin de 2. boyutudur. 
  3. Sol göğsün üstü; 3. gök katını ifade eder. 
  4. Sağ göğsün üstü; 4. gök katını ifade eder. 
  5. Köprücük kemiklerinin birleştiği yer; 5. gök katını ifade eder. 
  6. İki kaşın orta noktası; 6. gök katını ifade eder. 
  7. Saçlarla alnın birleştiği yer; 7. gök katını ifade eder.

Kâinat tam bir insan vücudu şeklinde dizayn edilmiştir. Allah, insanı da Kendi suretinde yaratmıştır. İnsan, Allah’ın dizayn ettiği bu kâinattaki en üst seviye yaratıktır.

Ne demek istiyoruz? Allah’a insandan daha yakın bir yaratık olması mümkün değil. Neden değil? Çünkü Allahû Tealâ insana ruh üfürmüş. İnsanın ruhu var. Allahû Tealâ her doğan insana ruhundan üfürdüğünü söylüyor, diyor ki: 

32 / SECDE - 9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

“Ve biz O’nun (insanın) içine ruhumuzdan üfürdük.”

Fizik vücut, ruh ve nefs için yaşadığı sürece sığınaktır. Ama kişi ölmüşse ruh ve nefs  için bir sığınak olamaz.

Nefs, muhtevasında başlangıçta baştan aşağı afetler olan bir sistemdir. Allah’ın istediği şey de bu afetlerin %100’ünden kurtulmamız; afetlerin yerine fazılları yerleştirmemizdir.

Öfke, kin, kıskançlık, vs. afetlerimizdir ve bize sadece mutsuzluk verirler. Sevgi, hoşgörü, sükûnet, sevgi ruhumuzun hasletleridir ve bizi mutlu eder. Allahû Tealâ ruhumuzu Kendisine istediği için, nefsimizin kalbine zikir yoluyla bunların gelmesi söz konusudur.

Kim Allah’a ulaşmayı dilemişse, Allahû Tealâ mutlaka o kişide mürşid sevgisi oluşturur. O kişi iç dünyasından gelen bir taleple mutlaka Allahû Tealâ’dan mürşidini talep eder. Gece saat 12:00’den sonra (yaz saatiyle 01:00’den sonra) hacet namazını kılar.

Hacet namazı

1. rekâtta: Fâtihâ’dan sonra 3 tane Âyet-el Kursî okunur.
2. rekâtta: Fâtihâ, İhlâs, Felâk, Nâs. 
Ara verme, teşehhüd miktarı. 
3. rekâtta: Fâtihâ, İhlâs, Felâk, Nâs.
4. rekâtta: Fâtihâ, İhlâs, Felâk, Nâs.

Kişi Allahû Tealâ’dan bu namazla mürşidini sorar. Ve Allah onu mürşidine ulaştırır. Tâbiiyetten sonra zikir, o kişi için bir değer ifade eder. Ve Allah, tâbiiyetle birlikte  kişinin kalbinin içine îmân kelimesini yazar. 

58 / MUCÂDELE - 22: Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne).
Allah'a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah'a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah'a ve O'nun Resûl'üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razı oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah'ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?

Allahû Tealâ: “Onların kalplerinin içine îmânı yazarız ve başlarının üzerine katımızdan ruh göndeririz.” diyor.

İşte bu gelen ruh, devrin imamının ruhudur.

Kimin başının üzerine gelip yerleşirse, Allahû Tealâ’nın söylediği o olay cereyan eder.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e Allahû Tealâ diyor ki: 

26 / ŞUARÂ - 215: Vahfıd cenâhake li menittebeake minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve mü'minlerden, sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger.

“Onların üzerine kanatlarını ger.”

Zikir yaptığınız zaman Allah’ın katından gelen ve kalbe giren nurlar îmân kelimesinin çekim gücüne kapılarak nefsin kalbini nurlarla doldurmaya başlar. İşte bu, kalbin nurlanmasıdır ve bunun zikirden başka bir anahtarı yoktur.

Zikir neden önemlidir? Zikir, manevî tekâmülümüzün mimarıdır.  Allah’a sonsuz hamd ve şükrediyoruz ki; Allahû Tealâ bu ilmi bize öğretti ve de size öğretmekle vazifeli kıldı sevgili kardeşlerim.

Hz. Yusuf diyor ki:

12 / YÛSUF - 53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm'dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).

“Yarabbi, ben nefsimi beraat ettiremem. Çünkü nefs kötü olanı, sui olanı emreder. Ama Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği nefsler hariç.”

Allah’ın Rahîm esmasıyla tecellisi, nefsimizin kalbine %2 rahmet nurunu ulaştırır. Bu açış kapısıdır, anahtardır.. Allahû Tealâ buyuruyor ki: 

89 / FECR - 27: Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).
Ey mutmain olan nefs!


89 / FECR - 28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Rabbine dön (Allah'tan) razı olarak ve Allah'ın rızasını kazanmış olarak!


89 / FECR - 29: Fedhulî fî ibâdî.
(Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah'a ulaştırdığın zaman Bana kul olursun) kullarımın arasına gir.


89 / FECR - 30: Vedhulî cennetî.
Ve cennetime gir.

“İrciî ilâ rabbiki” diye ruha hitap var: Ey ruh, sen de Rabbine geri dön.”

Sonra da fizik vücuda hitap var: O zaman kullarımın arasına gir ve cennetime gir.”

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

13 / RA'D - 28: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah'ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah'ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?

“Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur.”

O zaman kalplerin mutmain olduğu bir nokta söz konusu. Mutmainne; doyuma ulaşmak demektir.

İşte zikrimiz adım adım yükselmiş ve ruhumuzu Allah’a ulaştıracak olan bir seviyeye ulaşmışız. Günde yaklaşık 3 saatlik bir zikre ulaşan herkes için ruhunu Allah’a ulaştırmak söz konusudur.

Ruhumuz Allah’a ulaştı. Zikrimiz adım adım arttı. Fizik vücudunuzu Allah’a teslim edebilmeniz için zikrinizi 18 saate ulaştırmak mecburiyetindesiniz.

Bunun için fizik vücudun teslimine Allahû Tealâ; “Dik yokuş” diyor. Ancak bunu başarabilen bir insan, fizik vücudunu Allah’a teslim eder. Fizik vücudunu Allah’a teslim eden bir kişi için, daimî zikre ulaşmak artık çok güç bir işlem değildir.

Öyleyse daimî zikre ulaşan kişinin hüviyeti nedir? Daimî zikre ulaşan kişi yepyeni ufukların sahibidir. Mutlaka kalp gözü açılır. Mutlaka kalp kulağı açılır. Burası ulûl’elbab makamıdır. O kişi Allah ile tezekkür imkânının sahibidir.

Öyleyse ulûl’elbab makamındaki muhtevaya baktığımız zaman, bu kişinin zikri, daimî zikir olmuştur. Daimî zikre ulaşan kişinin özellikleri şunlardır:

  • Nefsinin kalbinin %100 nurlarla dolmuştur.
  • Kalp gözü açılmıştır.
  • Kalp kulağı açılmıştır.
  • Allah ile karşılıklı konuşma imkânının sahibi olmuştur, ehli tezekkür olmuştur, karşılıklı müzakere etmek imkânının sahibidir.
  • Daimî zikrin sahibi olduğu için devamlı derecat kazanmaktadır. Derecat kazanmak hayırdır. Ehl-i hayır olmuştur.
  • Ehl-i hükümdür.
  • Ehl-i hikmettir. 

Kur’ân’ın âyetlerine baktığı zaman, o âyetlerdeki hikmeti bir bakışta anlar. Âyetlerin manevî sırrını, kelimelerin arkasında ne sakladığını bir bakışta anlar. Hangi âyete baksa, onun arkasındaki hikmeti bir anda görür. Onun için ehl-i hikmettir. Âyetin gerçek anlamda yorumunu, Allah’tan sorduğu için her zaman yapabilir. Diğer taraftan bir mahkemede veya bir hakem kurulunda görev aldığı zaman, Allah’tan sorarak karar verdiği için mutlaka adaletle hükmeder.

Burası ulûl’elbab makamının muhtevasını içerir. Ama olay burada bitmez. Kişi bir gün Tövbe-i Nasuh’a davet edilecektir ve zikri gene daimî zikirdir. Bu kişi muhlis olacaktır.

Kim Tövbe-i Nasuh’a davet edilir de Tövbe-i Nasuh’unu gerçekleştirebilirse o kişi muhlistir. Allahû Tealâ onların başlarının üzerine yeni bir nur daha verecektir. Allah onların günahlarını bir defa daha örtecek, bir defa daha sevaba çevirecektir.

Allahû Tealâ tarafından iradeleri teslim alınacaktır. Bu işlemler tamamlanınca, o kişinin zikrinin artık tesbihe dönüşmesi zamanı gelmiştir. Bu zikrin tesbihe dönüşmesi, Allahû Tealâ’nın indinde salâh makamının muhtevasını ifade eder.

Küllî irade, ihlâs makamının bu noktasında herkes için geçerlidir. Ama devrin imamları için İlâhi İrade devreye girer. Bu noktadaki kişinin iradesini ya küllî irade devralır; bunlar resûl veya nebî olmayan bütün evliya için geçerlidir. Ama resûl ve nebîler için başka bir hüviyet söz konusudur. Onlar İlâhi İrade tarafından kontrol altına alınırlar. İlâhi İrade onların iradelerini teslim alır. Onlar, her 2 grup da yani ister resûl ve nebî olsun, isterse irşad makamına ulaşan resûl ve nebî olmayan velîler olsun, hepsi irşad makamının sahibidir.

İrşad makamının en üst sahibi peygamberlerdir yani nebîlerdir. Ondan sonra peygamber olmayan yani nebî olmayan resûller, velî resûller gelir. Daha aşağısı velîlerdir. İşte bu son saydıklarımızın hepsi daimî zikir ve daha sonra küllî zikir sahibi olanlardır.

Görüyorsunuz ki; zikir müessesesi bir insanı sıfırdan alıyor, en üstün mertebelere kadar çıkartıyor. İşte Allahû Tealâ bunların hepsine, iradelerini Allah’a teslim ettikleri zaman “İrşada memur ve mezun kılındın.” cümlesiyle irşad makamının sahibi olduklarını kesin olarak tebliğ eder ve onlar, Allah’ın tayin ettiği mürşidler olurlar.

İnsanlar vardır “Biz mürşidiz” diye ortaya çıkarlar. Allahû Tealâ tarafından tayin edilmemişlerdir. Önemli olan, Allah tarafından daimî zikre ve tesbihe ulaştıktan sonra irşad makamını bihakkın hak edenlerin durumudur. Onlar, Allah’ın gerçek mürşidleridir, Allah’ın tasarrufu altındadırlar.

Allahû Tealâ’nın hepinizi en üst seviyelere ulaştırmasını, sizleri de Allah’ın irşad makamına sahip kıldıklarından kılmasını Yüce Rabbimizden dileyerek sözlerimizi inşaallah burada tamamlıyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

İmam İskender Ali  M İ H R

Allah'ın Kanunları, Yedili Sistem Üzerine Bina Edilmiştir.,
Ana sayfa » Görsel Eserler » Sohbetler » Allah'ın Kanunları, Yedili Sistem Üzerine Bina Edilmiştir.,
  • İnsan Allah'a En Yakın Mahlûktur. 06.11.2010
  • Ya Allah'ın Yolundasınız, Ya da Şeytanın 13.10.2010
  • Allah'ı Zikreden Kişi Mutlu Olan Kişidir. 06.10.2010
  • Kalbi Allah'a Dönenler Mutludurlar. 22.09.2010
  • Mutsuzsanız, Arkasında Mutlaka Şeytan Var 25.08.2010
  • Teslim ve Mutluluk 17.08.2010
  • Allah İçin Olmak, Bir Yücelme Sistemidir. 11.08.2010
  • Biz Allah için Hayat Tüketecek Olanlarız. 13.07.2010
  • Tek Yol, Hidayet Yoludur. 06.07.2010
  • Zikir, Allah'ın Size Hediyesidir. 30.06.2010
  • Kur'ân'daki İslâm; 7 safha 4 Teslim 30.06.2010
  • Herkesin Bir Mürşidi Vardır. 22.06.2010
  • Mutluluk mu? Ancak Sevenler Mutlu Olurlar. 01.06.2010
  • Nefs, Şeytanın Komuta Merkezidir. Ruh ise Allah'ın Bizdeki Temsilcisidir. 18.05.2010
  • Sevmek mi? O, Allah'ın Size Bir Büyük Armağanıdır 05.05.2010
  • Zikir, Çok Zikir ve Daimî Zikir, Allahû Tealâ'nın Bütün İnsanlığa Emridir. 20.04.2010
  • Mutluluğa Açılan Kapı, Kalbinizin Allah'a Açılan Kapısıdır. 07.04.2010
  • Sıratı Mustakîm, Sizi Allah'a Götüren Yoldur. 01.04.2010
  • Mutlu musunuz? 11.03.2010
  • Siz Varsınız, Allah Var ve Eğer Siz Dilerseniz, Allah'ın Sizin İçin Dilediği Mutluluk Var. 13.02.2010
  • Zikir, Allah'a Duyduğunuz Sevginin Ölçüsüdür. Ne Kadar Zikrediyorsanız, Allah'ı O Kadar Seviyorsunuz 29.01.2010
  • Osmanlı'nın 711. Kuruluş Yıldönümü 27.01.2010
  • Nefs ve Berzah Âlemi 26.12.2008
  • Hidayet, Allah'a Ulaşmaktır! 14.12.2008
  • Mutlu Olmak mı İstiyorsunuz? Zikrinizi Arttırın. 12.12.2008
  • Fizik Beden, Ruh ve Nefs İçin Bir Mekândır. 01.12.2008
  • İftiralara Cevaplar 13.10.2008
  • Sahâbe, Allah'a Ulaşmayı Dileyerek Şeytana Kul Olmaktan Kurtulmuştur. 11.08.2008
  • Sahâbe, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e Tâbî Olarak, İslâm'ı Bütün Boyutlarıyla Yaşamışlardır. 04.08.2008
  • Allah'a Ulaşmayı Dilemek, Sizi Takva Sahibi Yapar. 31.07.2008
  • İblis, Yenilmeye Mahkûmdur. Yeter ki Siz Aklınızı Kullanın. 22.07.2008
  • İslâm, 7 Safha 4 Teslim İçerir. Kim Allah'a Ulaşmayı Dilerse O, İslâm Kapısından İçeri Girmiştir. 21.07.2008
  • Allah'a Yakın mısınız? Bu Dünyada Cenneti Yaşamak İstiyorsanız, Allah'a Yakın Olmalısınız. 14.07.2008
  • Hidayete Ermek, Hidayeti Dilemekle Başlar. 10.07.2008
  • İslâm'ın 7 Şartı Vardır. En Önemlisi, Allah'a Ulaşmayı Dilemektir. 07.07.2008
  • Zikir Yoksa, Manevî Tekâmül Yoktur. 24.06.2008
  • Mehdi (A.S) ve Bu Devrin Sahâbeleri 23.06.2008
  • Sevgi, İnsanın Kalbini Isıtan Bir Güneştir. 17.06.2008
  • Teslimler, Sizi Yüceltecektir. 09.06.2008
  • Ruh, Nefs ve Fizik Vücut Üçlüsü 03.06.2008
  • Yemin, Misak ve Ahd 02.06.2008
  • İslâm'ın 5 Şartıyla Kurtuluşa Ulaşamazsınız! 29.05.2008
  • Sahâbe, 4 Teslim Emrini Yerine Getirerek, İrşad Makamının Sahibi Olmuşlardır. 26.05.2008
  • Nefsin Arınması, Zikirle Gerçekleşir. 20.05.2008
  • İslâm, Kur'ân'dır. 06.05.2008
  • Allah'ın Azadsız Kölesi Olmak İstemez misiniz? 05.05.2008
  • Ufo, Bir Kur'ân-ı Kerim Gerçeğidir. 29.04.2008
  • Hidayet ve Dalâlet 24.04.2008
  • Ruh Allah'a İki Şekilde Döner 21.04.2008
  • Şeytan İnsanlara Neden Düşmandır? 17.04.2008


  • e-bülten üyeliği
    Kuran-ı Kerim Tefsiri

    Kur'an-ı Kerim Lafzı ve Ruhu isimli İmam İskender Ali MİHR tefsirini bilgisayarınıza download etmek için burayı tıklayınız. 
    Kuran-ı Kerim Tefsiri

    Hidayet bugünkü din adamları tarafından nasıl gizlenmiş ve saptırılmıştır? İmam İskender Ali Mihr'in 19 cilt, 8.515 sayfalık kelime kelime açıklamalı Kur'an tefsirinde Kur'an hakikatlerini lafzı ve ruhuyla öğrenebilirsiniz. 
    Son Kitabı
    Kur'an'daki İslam Tasavvuf ve Mutluluk